Engelli Aylıkları ve Evde Bakım Yardımlarına DEM Parti’den Sert Tepki: “Sağlamcı Politikalar Terk Edilmeli”
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Engelliler Komisyonu Eş Sözcüsü Hatice Betül Çelebi, engelli bireylere bağlanan maaşlar ile evde bakım desteklerine dair kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Mevcut sosyal destek politikalarının bireylerin onurlu, bağımsız ve eşit yurttaşlar olarak yaşama hakkını kısıtladığını belirten Çelebi, gelir tespiti uygulamasının kişileri bağımlı kılan sağlamcı düzeni derinleştirdiğini savundu.
Güncel Engelli ve Evde Bakım Maaşları Yetersiz Bulundu
Açıklamasında güncellenen ödenek tutarlarına yer veren Çelebi, enflasyon oranları doğrultusunda belirlenen yeni rakamları paylaştı. Buna göre:
- Yüzde 40-69 arası engel oranı bulunan bireylere ödenen aylık 5 bin 103 liradan 5 bin 793 liraya,
- Yüzde 70 ve üzeri engel oranı bulunanlar için sağlanan destek 7 bin 655 liradan 8 bin 690 liraya,
- Evde bakım yardımı ise 15 bin 755 liraya yükseltildi.
Maaş alma hakkının hane içi kişi başı gelir kriterine bağlanmasını eleştiren Çelebi; gelirin asgari ücretin üçte birini aşması durumunda engelli maaşının, üçte ikisini geçmesi halinde ise evde bakım desteğinin kesilmesinin hak gaspı olduğunu vurguladı.
“Engelliler Sosyal Hayattan Yalıtılıyor, Haklar Lütuf Gibi Sunuluyor”
Engelli bireylerin ekonomik ve kentsel engeller nedeniyle eve hapsedildiğine dikkat çeken Hatice Betül Çelebi, şu ifadeleri kullandı:
“Engellilere sağlanan maddi tutarlar insan onuruna uygun bağımsız bir hayatı imkansız kılarken, yardım koşullarının hane gelirine endekslenmesi bireyi nesneleştiren ve bağımlı kılan politikaları pekiştirmektedir. Şehirlerin erişilebilirlikten uzak yapısı; eğitim, sağlık, istihdam ve kültürel haklardaki eşitsizliklerle birleştiğinde engellilerin toplumsal varlığı görmezden gelinmektedir. Kendilerine bir lütuf gibi sunulan yetersiz yardımlarla, bütçeye ‘yük’ olmadan evde oturmaları beklenmektedir.”
Medyadaki Sağlamcı Dil ve Toplumsal Önyargılar
Yazılı metinde medyanın olayları ele alış biçimine de değinen Çelebi, popülist ve sansasyonel habercilik dilinin yapısal eşitsizlikleri örtbas ederek meseleleri ‘bireysel dramlara’ indirgediğini ifade etti. Bu yaklaşımın, engelli bireylere ve ailelerine yönelik toplumsal baskıyı ve ön yargıları beslediği belirtildi.
Bakımevlerindeki Şartlar ve Yaşanan Trajediler
Son dönemde kamuoyuna yansıyan acı kayıplara dikkat çeken Çelebi, İzmir Urla’da bir anne ile engelli oğlunun yaşamını yitirmesini ve bakımevinde hayatını kaybeden Sinan Gündoğdu olayını hatırlatarak şunları kaydetti:
“Urla’da yaşanan trajedide hayatını kaybeden anne, ömrü boyunca maruz kaldığı toplumsal baskıların ve yalnızlaştırılmanın ardından dahi haksız linçlere hedef olmuştur. Bakımevinde yitirdiğimiz Sinan Gündoğdu ve benzer durumdaki binlerce yurttaşımız için güvenli, insani ve onurlu yaşam alanları inşa edememiş olmak hepimizin özeleştirisidir.”
“Tüm Kurumlar ve Toplum Sorumluluk Almalı”
Açıklamasının sonunda hak temelli bir dönüşümün şart olduğunu belirten Çelebi; günübirlik tedbirler üreten siyasetten akademiye, erişilebilir olmayan mimari projelerden sivil toplumun yetersiz reflekslerine kadar tüm paydaşların bu tablodan sorumlu olduğunu ifade ederek, engellilerin eşit yurttaşlık haklarının koşulsuz tanınması gerektiği çağrısında bulundu.


