Türkiye’nin Yaşayan Yanardağı: Tendürek Kraterinde 84 Derecelik Jeotermal Keşif
Van ile Ağrı sınırında heybetle yükselen ve en son 1855 senesinde faaliyete geçen Tendürek Dağı, sakladığı jeolojik gizemlerle bilim ve doğa tutkunlarını büyülemeye devam ediyor. Ülkemizin en genç ve potansiyel olarak en aktif volkanik merkezlerinden biri kabul edilen bu kalkan tipi volkanın tabanına inen araştırmacılar, yeryüzünün altındaki hareketliliği gözler önüne seren etkileyici görüntüler kaydetti.
Dev Kraterin Tabanına İniş: 300 Metrelik Jeolojik Serüven
Çaldıran ve Doğubayazıt ilçelerinin kesişim noktasında bulunan, 3 bin 533 metrelik zirveye sahip Tendürek Dağı; yaklaşık 1100 metre genişliğinde ve 300 metre derinliğinde devasa bir kratere ev sahipliği yapıyor. Arkeolog ve doğa araştırmacısı Onur Benli ile deneyimli dağcı Zayim Cemal Altay, zorlu bir iniş gerçekleştirerek bugüne kadar sınırlı düzeyde belgelenebilmiş krater tabanına ulaştı. Ekip, yer altından yükselen yoğun kükürt bulutlarını, fokurdayan çamurları ve aktif fümerol bacalarını kayıt altına aldı.
Bacalarda 84 Derece Sıcaklık Ölçüldü
Volkanik bacalardan püsküren buhar ve gazların sıcaklığını yerinde ölçümleyen araştırmacılar, termometrelerin 84 santigrat dereceyi gösterdiğini belirledi. Krater zemininde yaygın bir jeotermal hareketliliğin sürdüğünü vurgulayan Onur Benli, karşılaştıkları atmosferi şu sözlerle ifade etti:
“Tendürek kraterinin derinliklerine adım attığımızda adeta bir cehennem çukuruyla karşılaştık. Çatlaklardan sızan yoğun kükürtlü gazlar ve kaynar buharlar, adeta efsanevi bir ejderhanın nefesini andırıyordu. Bacalarda yaptığımız ölçümlerde 84 derecelik sıcaklıkla karşılaştık. Yerin altındaki bu dinamik güce ve kükürt kokusuna tanıklık etmek sarsıcı bir deneyimdi.”
Doğu Anadolu’nun Gizli Jeolojik Mirası Turizme Açılıyor
Türkiye’nin volkanoloji haritasında kritik bir konuma sahip olan Tendürek Dağı, eşsiz morfolojik yapısıyla doğa sporcularının ve yer bilimcilerin ilgisini çekiyor. Bölgenin sahip olduğu jeotermal potansiyelin ve benzersiz lav platosunun eko-turizm ile jeoturizme kazandırılması hedefleniyor. Yapılan bu görsel belgeleme çalışması, Türkiye’nin henüz tam anlamıyla keşfedilmemiş jeolojik zenginliklerini ulusal ve uluslararası kamuoyuna tanıtma noktasında önemli bir kaynak niteliği taşıyor.


