

Türkiye’nin yanı sıra Avrupa Birliği (AB) nezdinde de tescilli coğrafi işarete sahip olan dünyaca ünlü Aydın kestanesi, ağaç tepelerinde ölümle yaşam arasındaki ince çizgide yürütülen hasat dönemiyle yeniden gündemde. Efeler, Köşk, Sultanhisar ve Nazilli ilçelerinin sarp arazilerinde yetişen ve yıllık rekoltesi yaklaşık 25 bin tonu bulan kestaneler, sofralara ulaşmadan önce doğa şartlarına karşı verilen çetin bir mücadeleden geçiyor.
Yörede “sırıkçı” olarak bilinen tecrübeli işçiler, hiçbir koruyucu güvenlik ekipmanı olmadan 15 ila 20 metre yükseklikteki kestane ağaçlarının tepesine tırmanıyor. Ellerindeki boyu 5 metreyi bulan özel sırıklarla dengede kalarak dalları silkeleyen bu işçiler, adeta birer ip cambazı gibi dallar arasında geçiş yapıyor. Dikenli kozalakların yüzlerine ve gözlerine düşme tehlikesine rağmen sürdürülen bu mesai, bölge tarımının en meşakkatli aşamasını oluşturuyor.
Yüksekten bakıldığında baş döndüren ağaç tepelerinde dengede durmanın büyük bir ustalık gerektirdiğini belirten bölge sakinleri, işin yalnızca fiziksel güç değil, yüksek konsantrasyon ve soğukkanlılık istediğini vurguluyor.
Ağaçların zirvesindeki bu tehlikeli operasyon devam ederken, zemin seviyesinde ise kadın tarım işçileri devreye giriyor. Sırık darbeleriyle eğimli ve kayalık arazilere saçılan dikenli kestane kozalakları, kadın işçiler tarafından tek tek toplanarak çuvallara dolduruluyor. Eğilerek çalışmanın getirdiği bel ve sırt ağrılarının yanı sıra, kestanenin eldivenleri delen batıcı kabukları kadınların işini iki kat zorlaştırıyor.
Toplanan dikenli kestaneler, erkek işçiler tarafından özel olarak hazırlanan toprak kuyulara gömülüyor. Yaklaşık 30 gün boyunca kuyularda bekletilen kestanelerin dışındaki sert dikenli kabuk çürümeye bırakılıyor. Fermantasyon sürecinin ardından ayıklama makinelerine gönderilen ürünler, parlak kabuklarına kavuşarak hem iç pazara hem de ihracata hazır hale getiriliyor.
Hayati riskin yüksek olduğu bu zorlu mesaide günlük kazançlar da dikkat çekiyor. Ağaçların tepesinde canını tehlikeye atan sırıkçılar günlük 5 bin lira yevmiye alırken, tabanda eğilerek toplama yapan kadın işçilerin günlük kazancı ise ortalama 2 bin 500 lira civarında seyrediyor.
Sultanhisar ilçesi Malgaçemir Mahallesi’nin yüksek kesimlerinde yarım asırdır ağaç tepesinde çalışan 66 yaşındaki Hasan Sarı, işin inceliklerini şu sözlerle özetliyor:
“Bu meslek sıradan bir işçilik değil. Ağacın neresi çürük, neresi kuru bilmek zorundasınız. Yaprağa basarsanız kayarsınız; kaydığınız anda ya sakat kalır ya da hayatınızı kaybedersiniz. Ben 50 yıldır bu dallardayım, profesyonel cambazlar bile bizim dengemize erişemez.”
Genç sırıkçılardan Tarık Sarı ise korkusuz olmanın önemine değinerek, “Yukarıda tek bir yanlış hareket her şeyi bitirebilir. Bastığımız yeri bilmek ve cambaz gibi dengede kalmak zorundayız” derken; üreticilerden Mustafa Ören, daha önce gözüne düşen dikenli kozalaklar nedeniyle ciddi tehlikeler atlattığını ve bu işte hafif kilonun kritik bir avantaj olduğunu belirtiyor. Toplama sürecinde yer alan kadın işçiler Yasemin Ören ve Esengül Sarı ise dik arazide saatlerce eğilerek çalışmanın beden sağlığını son derece yıprattığını ifade ediyor.
GÜNDEM
38 dakika önceEKONOMİ
1 saat önceGÜNDEM
1 saat önceEKONOMİ
1 saat önceGÜNDEM
1 saat önceEKONOMİ
1 saat önceEKONOMİ
2 saat önce
1
Araç sahiplerine güzel haber! Benzine dev indirim geliyor
8453 kez okundu
2
Bakan Yumaklı, yaklaşık 1,4 milyar lira tarımsal destekleme ödemesinin bugün yapılacağını bildirdi
4682 kez okundu
3
Mattia Ahmet Minguzzi Davasında Dikkat Çeken Gelişmeler
1131 kez okundu
4
Akaryakıta sürpriz indirim! Haftalar sonra psikolojik sınırın altına indi
1027 kez okundu
5
Altının gramı 2 bin 536 liradan işlem görüyor
747 kez okundu
Güvenliğiniz bizler için önemli. Bu yüzden gizlilik politikası sayfamızı inceleyiniz.