Aşırı Yağışlar Neden Kentsel Afete Dönüşüyor? Uzmanlardan Kritik Sel ve Altyapı Uyarısı
Son dönemde Türkiye genelinde etkisini artıran gök gürültülü sağanak yağışlar; yetersiz altyapı, dere yataklarının imara açılması ve kontrolsüz betonlaşma nedeniyle kentlerde yıkıcı sellere yol açıyor. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, metropollerde yağmur suyunu emebilecek toprak alan kalmadığına dikkat çekerek acil önlem çağrısında bulundu.
Betonlaşma ve Yüzey Akışı: Şehirler Neden Su Altında Kalıyor?
İstanbul başta olmak üzere Bursa, Kocaeli, Balıkesir ve Sakarya gibi sanayi ve nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu illerde kaydedilen yağış miktarları, uzun yıllar ortalamalarının üzerine çıktı. Şiddetli yağışların afete dönüşmesindeki en temel etkenin plansız kentleşme olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Türkeş, toprağın geçirgenliğini yitirmesinin faturasının ağır olduğunu ifade etti.
Metropollerde doğal zeminlerin yerini asfalt ve beton blokların alması, birim alana düşen yüksek miktardaki suyun toprak tarafından emilmesini engelliyor. Bu durum, suyun hızla yüzey akışına geçerek sele, taşkına ve geniş çaplı kentsel su baskınlarına dönüşmesine zemin hazırlıyor.
İklim Krizi ve Değişen Yağış Dinamikleri: Yağışlar Mevsim Normallerinin Üzerinde
Küresel ısınmanın etkisiyle atmosferik sirkülasyonda köklü kırılmalar yaşandığını belirten Türkeş, Kuzey Atlantik ve Akdeniz havzasındaki basınç sistemlerinin değiştiğini söyledi. Kara ve deniz yüzeyi sıcaklıklarındaki rekor artışların buharlaşmayı tetiklediğini aktaran iklim uzmanı, şu değerlendirmelerde bulundu:
- Yüksek Nem ve Kararsızlık: Atmosferdeki nem konsantrasyonunun artması, ani gelişen kuvvetli cephesel ve konvektif (kararsızlık) yağışları tetikliyor.
- Şiddetli ve İri Taneli Sağanaklar: Yağışlar daha dar zaman diliminde, çok daha yüksek debiyle ve iri taneli kütleler halinde yeryüzüne ulaşıyor.
- Mevsim Normalleri: Kış periyodu boyunca özellikle Marmara, Ege ve Doğu Akdeniz aksında yağışların uzun yıllar normalleri civarında ve yer yer üzerinde seyretmesi bekleniyor.
Afet Riskinin Merkez Üssü: Tahrip Edilen Akarsu Yatakları
Taşkın felaketlerinin doğanın müdahale gördüğü coğrafyalarda yoğunlaştığının altını çizen Prof. Dr. Murat Türkeş, kurutulan veya yönü değiştirilen dere yataklarına inşa edilen sanayi siteleri, toplu konutlar ve ana arterlerin büyük bir risk altında olduğunu belirtti. İklim krizine karşı dirençsiz tasarlanan yerleşim yerlerinde suyun doğal tahliye kanallarının kapatılması, can ve mal güvenliğini doğrudan tehdit ediyor.
Çözüm: İklim Dirençli Kentler ve Yağmur Suyu Yönetimi
Kentsel alanları sel felaketlerinden korumak için klasik tahliye sistemlerinin ötesine geçilmesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, afet yönetiminde yeni bir model öneriyor:
- Yağmur Suyu Yönetimi: Kuraklık krizine karşı geliştirilen stratejiler gibi aşırı yağışlar için de kapsamlı su toplama ve drenaj havzaları inşa edilmelidir.
- Doğal Coğrafyanın İhyası: Dere yataklarının üzeri açılmalı, akarsu morfolojisi aslına uygun şekilde rehabilite edilmelidir.
- Geçirgen Yüzeyler: Kent içinde yağış suyunu yeraltına iletecek sünger şehir uygulamaları ve yeşil kuşaklar yaygınlaştırılmalıdır.
- Altyapı Revizyonu: Kentsel drenaj ve deşarj şebekeleri, geçmişin istatistiklerine göre değil, geleceğin aşırı iklim olaylarına göre yeniden boyutlandırılmalıdır.



