

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2025 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçları, ülkenin demografik yapısındaki önemli dönüşümleri gözler önüne serdi. 31 Aralık 2025 itibarıyla Türkiye’nin toplam nüfusu, bir önceki yıla göre 427 bin 224 kişilik artışla 86 milyon 92 bin 168 kişiye ulaştı. Nüfusun 43 milyon 59 bin 434’ü erkeklerden, 43 milyon 32 bin 734’ü ise kadınlardan oluştu. Ancak bu nüfus artışına rağmen, veriler ülkenin hızla yaşlanan bir demografik yapıya doğru ilerlediğini gösteriyor.
TÜİK raporlarına göre, Türkiye nüfusunun ortanca yaşı 2025’te 34,9’a yükselerek dikkat çekti. Nüfusu oluşturan bireylerin yaşları küçükten büyüğe sıralandığında tam ortada yer alan değeri ifade eden ortanca yaş, bir ülkenin demografik yaş profilini gösteren önemli bir göstergedir. 2024’te 34,4 olan bu değer, erkeklerde 33,7’den 34,2’ye, kadınlarda ise 35,2’den 35,7’ye çıkarak, genel bir yaşlanma eğilimini teyit etti. Bu yükseliş, Türkiye’nin genç ve dinamik nüfus yapısının zamanla değiştiğine işaret ediyor.
Ortanca yaşın illere göre dağılımı, bölgesel demografik farklılıkları belirgin bir şekilde ortaya koydu. Karadeniz Bölgesi’nden Sinop, 44,0 ile Türkiye’nin en yüksek ortanca yaşına sahip ili olarak kayıtlara geçti. Sinop’u, 43,5 ile Giresun ve 43,3 ile Kastamonu takip etti. Bu iller, nüfuslarının önemli bir kısmının ileri yaş gruplarından oluştuğunu gösteriyor. Diğer yanda, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden Şanlıurfa, 21,8 ile Türkiye’nin en düşük ortanca yaşına sahip ili oldu. Şanlıurfa’yı 23,3 ile Şırnak ve 25,0 ile Siirt izledi. Bu durum, özellikle genç nüfus yoğunluğunun ülkenin batısından doğusuna doğru bir geçiş gösterdiğini vurguluyor.
Türkiye’nin nüfus yapısındaki bu değişim, üst düzey yetkililer tarafından da yakından takip ediliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin doğurganlık oranındaki düşüşe ve nüfusun yaş ortalamasının yükselmesine defalarca dikkat çekerek önemli uyarılarda bulunmuştu. Erdoğan, “Nüfusumuz artıyor fakat nüfus artış hızımız azalıyor. Toplam doğurganlık oranı nüfusumuzun kendisini yenileme seviyesinin altında gerçekleşiyor. Geçen yılın toplam doğurganlık hızı 1,48. Şu anda bir felaketi yaşıyoruz. Bu oran, nüfusun kendini yenileme düzeyi olan 2,10 bandının çok altında. Geleceğimiz açısından alarm zilleri çok yüksek sesle çalıyor.” sözleriyle durumun ciddiyetini gözler önüne serdi.
TÜİK Başkan Yardımcısı Furkan Metin de Türkiye’nin demografik geleceğine dair kaygıları dile getirdi. Metin, Türkiye’nin geçen yıl itibarıyla “çok yaşlı ülkeler” sınıfına dahil olduğunun altını çizerek, bu trendin devam etmesi halinde gelecek 25 yılda yaşlı nüfus oranının yüzde 25’in üzerine çıkabileceği tahmininde bulundu. Doğurganlıktaki düşüşe paralel olarak ortalama yaşın hızla arttığına dikkati çeken Metin, “Türkiye, 1990’lı yıllarda 20 yaşındaki genç gibiydi. Doğurganlıktaki düşüş bu şekilde devam ederse yaklaşık 40 yıl içerisinde ortanca yaşımız 45’in üzerine çıkabilir. 45 yaşındaki Türkiye’nin enerjisiyle, 1990’lı yıllarda 20-25’li yaşlarda olan Türkiye’nin enerjisi bir olmayacak.” ifadeleriyle, yaşlanan nüfusun ülkenin dinamizmi üzerindeki potansiyel olumsuz etkilerine vurgu yaptı. Bu veriler, Türkiye’nin sadece bugünkü değil, gelecekteki sosyo-ekonomik yapısı için de ciddi bir planlama ve politika değişikliği ihtiyacını işaret ediyor.
EKONOMİ
8 gün önceEKONOMİ
8 gün önceEKONOMİ
8 gün önceEKONOMİ
11 gün önceEKONOMİ
11 gün önceEKONOMİ
11 gün önceEKONOMİ
16 gün önce
1
Kumru ai : Türkçe’nin İlk Büyük Dil Modeli Resmen Tanıtıldı
2327 kez okundu
2
Arabanın bagajında çorba pişirip dağıttı
1535 kez okundu
3
İlişki vaad edip evlerine çağırdıkları erkeklere kabusu yaşattılar
1306 kez okundu
4
Mattia Ahmet Minguzzi Davasında Dikkat Çeken Gelişmeler
990 kez okundu
5
İçişleri Bakanlığı’ndan Mansur Yavaş’a 2. soruşturma izni
811 kez okundu
Güvenliğiniz bizler için önemli. Bu yüzden gizlilik politikası sayfamızı inceleyiniz.