DOLAR 43,2686 -0.07%
EURO 50,9251 0.55%
ALTIN 6.785,491,00
BITCOIN 38423850.05869%
İstanbul

PARÇALI BULUTLU

SABAHA KALAN SÜRE

25 okunma

Öcalan’dan SDG mesajı: 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması süreci rahatlatacak ve hızlandıracaktır

ABONE OL
Aralık 30, 2025 08:29
0

BEĞENDİM

ABONE OL

DEM Parti, terör örgütü PKK’nın eski lideri Abdullah Öcalan’ın yeni yıl mesajını kamuoyuyla paylaştı. Bu mesajda, “Terörsüz Türkiye süreci”ne dair önemli değerlendirmeler ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) hakkındaki tespitler öne çıktı.

SDG’YE YÖNELİK KRİTİK ÇAĞRI

Türkiye’nin belirlediği sürenin bitimine iki gün kala yayımlanan mesajda Öcalan, “Suriye’de hüküm süren kaotik tablo, demokratikleşme ihtiyacının açık bir göstergesidir. SDG ile Şam yönetimi arasında 10 Mart’ta imzalanan mutabakatın temel talebi, halkların birlikte ve öz yönetimle yaşayabileceği demokratik bir siyasal modeldir. Bu yaklaşım, merkezi yapıyla müzakere edilebilir demokratik bir entegrasyon zemini sunmaktadır. 10 Mart Mutabakatı’nın hayata geçirilmesi, süreci hızlandıracak ve rahatlatacaktır. Türkiye’nin bu süreçte kolaylaştırıcı, yapıcı ve diyalog odaklı bir rol üstlenmesi hayati önem taşımaktadır. Bu tutum, hem bölgesel barışın sağlanması hem de Türkiye’nin kendi iç barışını güçlendirmesi açısından kritik bir öneme sahiptir” ifadelerini kullandı.

“ÇATIŞMAYI ENGELLEMEK TEMEL SORUMLULUĞUMUZ”

Abdullah Öcalan’ın mesajında şu vurgular yer aldı:

“Yeni bir yıla adım atarken, geçtiğimiz yüzyıl boyunca emperyalist saldırılarla iç içe gelişen milliyetçiliğin Orta Doğu’yu nasıl derin çatışmalara, yıkımlara ve toplumsal bölünmelere sürüklediğini yeniden hatırlamalıyız. Günümüzde bölgede yaşanan mezhepçilik ve etnik milliyetçilikler, köklerini bu yakın ve acı dolu tarihten almaktadır. Ne yazık ki hegemonik sistemin ‘böl, yönet ve kışkırt’ stratejisi farklı biçimlerde devam etmektedir.

Tam da bu sebeple, tüm zorluklara rağmen geliştirdiğimiz Barış ve Demokratik Toplum perspektifi yalnızca bir tercih değil, tarihsel bir zorunluluktur. Eğer doğru ve eksiksiz anlaşılırsa, bu perspektif yeni çatışmaları önleyebilecek, halkların birlikte, eşit ve özgür bir yaşam sürmesini mümkün kılabilecek bir panzehirdir. Önümüzdeki dönemde en temel sorumluluğumuz, kısa sürede ortaya çıkabilecek yeni bir çatışmayı engellemek ve telafisi mümkün olmayan sonuçların önüne geçmektir.

“SORUN DEMOKRATİK ZEMİNDE ÇÖZÜLMELİDİR”

Orta Doğu’da derinleşen krizler ve politik çatışmalar, binlerce yıldır süregelen despotik, iktidar odaklı devletçi uygarlık anlayışının tükenişinin ve sürdürülemezliğinin kaçınılmaz bir sonucudur. Bu krizlerin merkezinde yer alan Kürt meselesinin çözümü ise, ancak toplumsal barış ve demokratik uzlaşı ile mümkündür. Sorunun çatışma, savaş, askeri ve güvenlikçi yöntemlerle değil; halkların iradesini esas alan demokratik bir zemin üzerinden ele alınması hayati önem taşımaktadır. Unutmamak gerekir ki kadınlar özgürleşmeden toplumun özgürleşmesi mümkün değildir. Erkek egemen zihniyet çözülmeden savaş kültürü sona ermez, barış kalıcı hale gelemez. Bu nedenle kadın özgürlüğünü, demokratik toplumun kurucu ve vazgeçilmez ilkesi olarak görüyorum.

“10 MART MUTABAKATI SÜRECİ HIZLANDIRACAK”

Suriye’de ortaya çıkan kaotik görünüm de demokratikleşme ihtiyacının net bir yansımasıdır. Yıllarca süren tekçi, baskıcı ve kimlikleri inkâr eden yönetim anlayışı; Kürtlerin, Arapların, Alevilerin ve tüm halkların özgürlük ve eşitlik talebini daha da güçlendirmiştir. SDG ile Şam yönetimi arasında 10 Mart’ta imzalanan mutabakat çerçevesinde dile getirilen temel talep, halkların kendi kendini bir arada yönetebileceği demokratik bir siyasal modeldir. Bu yaklaşım, merkezi yapıyla müzakere edilebilir demokratik bir entegrasyon zeminini de içinde barındırmaktadır. 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması, süreci rahatlatacak ve hızlandıracaktır. Türkiye’nin bu süreçte kolaylaştırıcı, yapıcı ve diyaloga açık bir rol üstlenmesi hayati önemdedir. Bu hem bölgesel barış açısından hem de kendi iç barışını güçlendirmesi bakımından da kritik bir öneme sahiptir.

YENİ YIL TEMENNİSİ

Orta Doğu’nun modern tarihi, büyük ölçüde ‘negatif devrimler’ tarihidir. Savaş, zorbalık, inkâr ve yıkım… Buna karşılık önerdiğimiz ise ‘pozitif devrimdir’. Yani toplumun demokratik, barışçıl ve ahlaki-politik yöntemlerle yeniden inşa edilmesidir. Israrla savunduğumuz barış bir sonuç değil, yeni bir başlangıç olmak durumundadır. Ve barış içerisinde yürütülecek hak, hukuk ve demokratikleşme mücadelesi nefret, karşıtlık ve öfkeyi ortadan kaldıracak ve herkes için yeni bir yaşamın kapısını aralayacaktır. Bu bilinçle, yeni yılı savaşların, yıkımın ve ayrışmanın değil; demokratik uzlaşının, barışın ve halkların ortak geleceğini birlikte inşa etme iradesinin yılı haline getirmeyi diliyorum.

Yeni yılın Türkiye, Orta Doğu ve Dünya’da barışa, özgürlüğe ve demokratik bir geleceğe kapı aralamasını temenni ediyor; başta mücadele eden halklar olmak üzere, tüm dostların yeni yılını kutluyorum. Yeni yılın tüm halklarımıza barış ve onurlu bir yaşam getirmesini diliyor, sevgi ve selamlarımı iletiyorum. Bu dönem, kadın özgürlüğüyle güçlenen, halkların barış içinde demokratik değerlerle bütünleştiği bir dönem olacak.”

Abdullah Karlıdağ Abdullah Karlıdağ Haberler.com – Güncel

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Güvenliğiniz bizler için önemli. Bu yüzden gizlilik politikası sayfamızı inceleyiniz.