EMEP Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel: “12 Eylül Düzeni Saray Rejimiyle Sürdürülüyor”
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin yıl dönümü vesilesiyle gerçekleştirdiği kapsamlı değerlendirmede, darbe mekanizmasının ve zihniyetinin günümüz iktidar pratiklerinde varlığını koruduğunu vurguladı. Mevcut yönetim anlayışını “Saray rejimi” olarak tanımlayan Tüzel; emekçilerin, gençliğin ve halkın üzerindeki baskıların son bulması için sermaye odaklı politikalara karşı ortak mücadele çağrısında bulundu.
“12 Eylül’ün Yarattığı Siyasal ve Toplumsal Tahribat Sürüyor”
1980 darbesinin yalnızca geçmişte kalmış bir askeri müdahale olmadığını, etkileri günümüze uzanan derin bir toplumsal tasfiye süreci olduğunu belirten Tüzel, şu değerlendirmeleri paylaştı:
“12 Eylül faşist cunta rejiminin ülkemizde açtığı derin yaralar ve yarattığı kurumsal tahribat varlığını hissettirmeye devam ediyor. O dönem işçi sınıfının yükselen hak arayışını, sendikal örgütlenmesini ve devrimci gençliğin sesini kısmak adına idamlar, sistematik işkenceler, cezaevleri ve grev yasakları devreye sokuldu. Bütün bu baskı politikalarının temel gayesi, sermaye sınıfının önünü açmak ve toplumun itiraz kanallarını tamamen kapatmaktı.”
Dış Politika ve Emperyalizm Eleştirisi
Dönemin küresel dengeleri ile bugünkü dış politika yönelimleri arasında paralellik kuran Tüzel, 12 Eylül’ün uluslararası sermaye ve NATO eksenli bir müdahale olduğunu hatırlatarak şunları söyledi:
Darbe sürecinde egemen güçlerin memnuniyetini dile getiren ‘Bizim çocuklar yaptı’ söyleminin arkasındaki bağımlılık ilişkilerinin sürdüğünü ifade eden EMEP temsilcisi, son dönemdeki diplomatik temasların ve NATO politikalarının Türkiye’yi emperyalist çıkarlara daha bağımlı hale getirdiğini savundu. Tüzel, bölgede demokratik mekanizmalar yerine otoriter rejimlerin desteklenmesinin küresel güçlerin tercihi olduğuna işaret etti.
Ekonomi Politikaları ve OVP: “Fatura Yine Emekçiye Çıkarılıyor”
Açıklanan son Orta Vadeli Program (OVP) üzerinden hükümetin ekonomi yönetimini sert bir dille eleştiren Tüzel, kaynak dağılımının halk aleyhine işlediğini kaydetti:
- Sermayeye Teşvik, Halka Sabır: Açıklanan ekonomik hedeflerin gerçekçi olmadığını ve programın doğrudan emekçilerin alım gücünü hedef aldığını belirtti.
- Sömürü Çarkı: Darbeden bu yana patron odaklı büyüme modellerinin tercih edildiğini, krizlerin maliyetinin sürekli olarak dar gelirlilere yüklendiğini ifade etti.
Seçim Güvenliği ve Demokratik Haklar
Yerel yönetim süreçlerine ve yasal düzenleme hazırlıklarına da değinen Levent Tüzel, halk iradesinin çeşitli yargı ve kolluk araçlarıyla sınırlandırılmak istendiğini savundu. İktidar blokunun gelecekteki seçim süreçlerini güvence altına almak için seçim yasalarında ve Anayasa çerçevesinde muhalefeti daraltıcı adımlar planladığını öne süren Tüzel, örgütsüz bir toplum zemini yaratılmak istendiğine dikkat çekti.
“Erdal Erenlerin ve Ekrem Ekşilerin Mirasıyla Mücadele Edeceğiz”
Dönemin simge isimlerini anarak direniş vurgusu yapan EMEP Genel Başkan Yardımcısı, konuşmasını şu çağrıyla noktaladı:
“İşkencelerde yaşamını yitiren Ekrem Ekşi’den, adaletsizce idam sehpasına çıkarılan Erdal Eren’e kadar bu halkın evlatları faşizme karşı boyun eğmedi. Bugün de işçilerin, kadınların ve gençliğin geleceğini çalan bu sömürü düzenine karşı sessiz kalamayız. Ekmeğimizi, barışımızı ve özgürlüğümüzü kazanmanın tek yolu; 12 Eylül kalıntısı politikalara ve sermaye tahakkümüne karşı omuz omuza vererek örgütlü mücadeleyi büyütmektir.”


